Yeniliğe Alışmak İçin Ulusal Kalkınma Politikamız Ar-Ge Odaklı Olmalı

KOBİ’ler şüphesiz yeni ekonominin en önemli unsurlarındandır. Firma sayısı itibariyle büyük üstünlükleri, yarattıkları istihdam ve katma değer dolayısıyla bütün ülke ekonomisine büyük katkı sağlarlar. Bugün Almanya’nın teknolojiye dayalı yüksek katma değerli ihracatındaki başarının ve küresel krizden etkilenmemesinin önemli sebebi olarak “mittelstand” adı verilen KOBİ’ler gösterilmektedir. Pek çoğu hala aile firması olan esnek ve yüksek yenilikçi bu firmalar gelişmiş Alman ekonomisine önemli bir dinamizm katmaktadır.
Geçen yıl okuduğum bir makale vardı. Bu konuyu kapsayan ve ABD’de yapılan araştırma 1997-2005 yılları arasında sadece yedi yıl dışında yeni firmalar ilk senelerinde her yıl 3 milyon yeni iş eklerken, büyük firmalar toplamda bir milyon işe son vermiş. Bu anlamda, küçük ve esnek yapıların sağladığı avantajla 1980′lerden beri KOBİ’lerin korunması ve geliştirilmesi için destekler verilmektedir.
Rekabetçilik ülkelerin insan, insan sermaye ve doğal kaynakları için kullandıkları verimliliğe bağlıdır. Çünkü verimlilik sürdürülebilir yaşam standardını belirler. Teknolojide, ürünlerde ve yönetim metotlarında yenileşim (inovasyon) verimliliğin büyümesini sağlar.
( Tam bu nokta da konuyla alakalı Harvard Business School, Strateji Enstitüsü çalışması olan Turkey’s Competitiveness: National Economic Strategy and the Role of Business sunumunu incelemenizi öneririm. )
Dolayısıyla ekonomik kalkınma, rekabetçilik ve yenileşim yakın ilişki içerisindedir. Bu yüzden özellikle KOBİ’lerde yenileşim kültürü hayati öneme sahiptir. Küreselleşmenin kendileri için getirdiği olumsuzluklardan korunmaları KOBİ’lerin yenilikçi ve teknoloji tabanlı yönetim sistemleri kurup bunları sürekli yenilemeleriyle mümkündür. Teknolojik gelişmelerin ana kaynağının Ar-Ge ve bu etkinlikten doğan yenilikler olduğu göz önünde tutulursa Ar-Ge odaklı bir sisteme sahip olmanın önemi daha iyi anlaşılır.
İçinde bulunduğumuz bilgi çağına geçiş sürecinde bilgi, ekonominin en önemli girdisi olmuştur. Bilimsel kazanımlar bilginin sınırlarını genişletmeyi sürdürmekte ve teknolojik gelişmelere katkısını artırmaktadır. Böyle bir ortamda bilgiye sahip olmak, ulaşmak ve onu işlemek son derece önem kazanmıştır. İnsanın düşünsel etkinliklerinin esas olduğu bunun gibi bir sosyo-ekonomik düzende yaşam-kültür, sanayi-iş, doğa-çevre arasında bir denge kurulmaktadır.
Bilimsel ve teknolojik gelişmeleri toplumun yararına en geniş şekilde kullanmak için bilim, teknoloji ve yenileşim politikalarının saptanıp, sık sık güncellenerek uygulanması büyük önem taşıyor. Yenileşim, yeni veya iyileştirilmiş ürün, süreç ve hizmet elde etmek üzere üretim kaynaklarını geliştirip bunlardan yararlanarak sürdürülebilir ekonomik gelişmeye büyük katkı sağlar. Rekabet üstünlüğü için kullanılan ucuz emek, doğal kaynaklara sahip olma gibi geleneksel araçlar, toplam kalite yönetimi ve çevrim zamanını kısaltma çabaları yanına, hatta rakiplerden daha iyi olmak yerine, farklı olmak gelmiştir.
Bu da yeni teknolojiler ve yenileşimle sağlanabilir. Ulusal seviyede teknolojik yenileşim gerekli bütün bilimsel, teknolojik, ticari ve mali işleri kapsar ve çok sayıda aktörün rol aldığı bir sosyo-ekonomik olaydır. Bu sebeple bir ulusal yenileşim sisteminden bahsediliyor. Bu sistemde bir ürün, süreç ve hizmetle ilgili fikrin oluşmasından ticarileşmesine kadar olan süreçte bütün aşamaların göz önünde bulundurulması gerekir.












