Bilgi Toplumu İstatistikleri 2011

Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşüm sürecinde kat edilen mesafeyi göstermeyi ve gelinen aşamayı ortaya koymayı amaçlayan Bilgi Toplumu İstatistikleri yayınının üçüncüsü Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Bilgi Toplumu Dairesi tarafından yayımlandı. Yayında, Bilgi Toplumu Stratejisi kapsamında belirlenmiş olan 117 gösterge için Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve diğer kurumlar tarafından üretilen veriler temel alınmakta olup söz konusu göstergelerin 2010 ve öncesi yıllara ait değerlerine yer verilmektedir.
Yayında öne çıkan bazı sonuçlar şu şekildedir:
- Ülkemizde internet kullanımı artmaya devam etmektedir. Buna göre, 16-74 yaş grubunda, 2004 yılında %13,3 olan son 3 ay içinde internet kullanım oranı 2010 yılında %37,6’ya ulaşmıştır. Son bir yıl içinde herhangi bir dönemdeki internet kullanım oranı ise %41,6’dır. Toplumun farklı kesimlerinde internet kullanım oranları değişiklik göstermeye devam etmektedir.

- Avrupa Birliği tarafından izlenen ve “her gün veya haftada en az bir defa internet kullandığını beyan edenlerin oranı” anlamına gelen düzenli internet kullanım oranı 2010 yılında %33,3 olup bu oran internet kullanıcılarının %88,5’ine karşılık gelmektedir.
- Genel olarak internet kullanım amacı yıllar itibarıyla çok fazla değişiklik göstermemektedir. 2010 yılında internet kullanıcılarının en çok gerçekleştirdiği faaliyetler e-posta göndermek ve sohbet odaları, haber grupları veya çevrimiçi tartışma forumlarına mesaj iletmektir. İnternetin eğitim, alışveriş, bankacılık gibi amaçlarla kullanımı ise düşük düzeylerde kalmaktadır. Buna rağmen, 2010 yılında çevrimiçi bankacılık ve alışveriş oranlarındaki artış dikkat çekicidir.
- Evde bilgisayar sahipliği, internet erişimi ve genişbant aboneliği artış göstermeye devam etmektedir. Masaüstü bilgisayar, dizüstü bilgisayar veya el bilgisayarı olarak ele alındığında; 2010 yılında hanelerin %44,2’sinde bilgisayar bulunduğu, benzer yaklaşımla bilgisayar üstünden internet erişimine sahip hanelerin oranının da %34 olduğu görülmektedir. İnternet bağlantısına sahip hanelerin %5,6’sı cep telefonu üstünden, %2,3’ü ise 3G modem üstünden internete erişmektedir.

- Yaşanan artışa rağmen bilgisayar ve internet kullanımı açısından ülkemiz ile AB arasındaki fark devam etmektedir. 2010 yılında ülkemizde %33,3 olan düzenli internet kullanımı için AB-15 ve AB-25 ortalamaları sırasıyla %69 ve %67’dir. Düzenli internet kullanım oranları İzlanda’da %92, İngiltere’de %80, İtalya’da %48, Yunanistan’da %41 ve Romanya’da %34’tür. Benzer şekilde hanelerde genişbant internet sahipliği ülkemizde %33,8 iken AB-15 ve AB-25 için bu oranlar sırasıyla %64 ve %63’tür. Ülkeler ele alındığında; hanelerde genişbant internet sahipliği oranlarının Norveç’te %83, Almanya’da %75, İspanya’da %57, Bulgaristan’da %26 ve Romanya’da %23 olduğu görülmektedir.
- 2010 yılında seçilmiş sektörlerde 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin %92,3’ü bilgisayar kullanmakta olup %90,9’u da internet erişimine sahiptir. İnternet erişimi olan girişimlerin %57,8’inin ise internet sayfası bulunmakta, büyüklük açısından bakıldığında bu oranın 10-49 çalışanı olan işletmelerde %53,5, 250 ve üzeri çalışanı olan girişimler için %88,8 olduğu görülmektedir.
- Girişimlerde haftada en az bir kez internet kullanan çalışanların oranı 2010 yılında %28,5 olmuştur. Girişimlerin interneti kullanma amaçları arasında ilk sırada bankacılık ve finansal hizmetler gelmektedir. Yıllar itibarıyla birbirine yakın oranlarda gerçekleşen bankacılık ve finansal hizmetler kullanımı 2010 yılında %78,1 olmuştur.
- 2010 yılında internet erişimi olan girişimlerde en çok kullanılan sabit internet bağlantı tipi %87,3 oranı ile DSL (ADSL vb.) olmuştur. Diğer taraftan, girişimlerde mobil hızlı internet bağlantısı sağlayan 3G teknolojisine de rağbet olduğu ve internet erişimine sahip girişimlerin %12,9’unun 3G modem, %11’inin ise 3G telefon üstünden genişbanta eriştiği görülmektedir.
- Girişimlerin internet üstünden sunduğu hizmetler arasında ilk sırada ürün katalogları ve fiyat listeleri yer almaktadır. 2008-2010 döneminde yakın oranlarda ilk sırada yer alan bu hizmetin oranı 2010 yılında %78,4’tür.

- Bankalararası Kart Merkezinin verilerine göre internet üzerinden yapılan e-ticaret işlemleri toplam tutarı son bir yıl içinde %48,2’lik artışla 2010 yılında 15 milyar 225 milyon TL’ye ulaşmıştır.
- 2009 yılındaki küçük bir gerileme dışında, Türkiye’de girişimlerin internet erişimlerinde AB ülkeleri ile önemli bir yakınsama eğilimi görülmektedir. Nitekim ülkemizde girişimlerin internet erişimine sahiplik oranı büyük bir ilerleme kaydederek 2005 yılındaki %80,4 seviyesinden 2010 yılında %90,9’a ulaşmıştır. Girişimlerin genişbant internet erişimi sahipliği açısından ise ülkemiz 2010 yılında AB-15 (%88) ve AB-25 (%86) ortalamalarının da üstünde bir orana ulaşmıştır.
- Yıllar itibarıyla bakıldığında bireylerin ve girişimlerin kamuyla işlemlerinde interneti kullanma oranlarının sınırlı düzeyde artış gösterdiği görülmekte, ancak girişimlerin bireylere nazaran kamu ile elektronik ortamda daha yoğun iletişim içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. 2010 yılında bireylerin kamu kurumlarıyla iletişimde interneti kullanım oranı %27,2, 2009 yılında girişimlerin aynı amaçla interneti kullanım oranı ise %72,8’dir.

- Genişbant abone yoğunluğunda 2002 yılından bu yana artış devam etmekte olup 2010 yılında 8,6 milyon aboneye ve %11,6’lık penetrasyona ulaşılmıştır. Kablo TV abone sayısı ise uzun zamandır 1,2-1,4 milyon bandında seyretmekte, abone sayısının düşük düzeyde kalmasında kablo TV altyapısı yaygınlığının sınırlı olması ve daha fazla kanal seçeneği sunan uydu platformunun kullanıcılar tarafından tercih edilmesi etkili olmaktadır.
- Ülkemizde genişbant erişim için en yaygın kullanılan teknoloji DSL teknolojisidir. Diğer taraftan, 3G mobil genişbant hizmetlerinin sunulmaya başlandığı 2009 yılından itibaren bu teknolojinin kullanımı da hızla artmıştır. Ayrıca, fiber genişbant erişim hizmetlerinin kullanımı da 2010 yılında hızlı bir büyüme kaydetmiştir. Ancak, bu teknolojiyi kullanan toplam abone sayısı henüz oldukça düşük seviyededir.

- 2010 yılında, 2009 yılına kıyasla, sabit telefon hizmetlerine ilişkin tarife sepetlerinde kayda değer bir artış gözlenmektedir. Bu artış kısmen Türk Lirasının bir önceki yıla göre ABD Doları karşısında değer kazanmasından, kısmen de sabit telefon tarifelerindeki indirimli uygulamanın 2010 yılı başında kaldırılmasından kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan, mobil hizmetlere ilişkin sepetin fiyatında 2010 yılında bir önceki yıla göre %21 oranında düşüş gerçekleşmiştir. Bu durum, mobil işletmeciler arasındaki yoğun rekabetin hizmet fiyatlarına da yansıdığına işaret etmektedir.












