Bulut Bilişim Sanal Gerçekliği ve Mikroişlemciler

“Bulut Bilişim” (“cloud computing”), son yıllarda çok yaygınlıkla kullanılmaya başlandı. Son bir yılda ise daha da fazla. Bu nedenle birkaç anlam kazanan ve bu özelliği dolayısıyla piyasada kargaşaya neden olabilecek bir terim oldu.
Bulut Bilişim, dinamik olarak ölçeklenebilir kaynakların (bunlar uygulamalar, altyapı, depolama veya platform olabilir) internet üzerinden bir hizmet olarak sunulmasını içeren bir yöntem. Toplum ve ekonomide değişimlerin yaygınlığı, bu yeni teknoloji çağını başlatan temel unsur ve bunun nedenlerinden bazıları olarak e-posta, sosyal ağlar ve internet bankacılığı sayılabilir. Bilgi teknolojileri sektöründe kimi zaman heyecan, imkanlar ve uygulama bakımından gerçekliği gölgede bırakır ama, Bulut Bilişim söz konusu olduğunda, altta yatan teknoloji, özellikle de sunucular ve işlemcilerde görülecek tasarım değişiklikleri, bunun yeni ve avantajlı bir sektör olacağı yönündeki öngörüleri desteklemektedir.
Kullanıcılar için Bulut Bilişim, yeni uygulamalar, daha fazla depolama alanı veya daha hızlı işlem gücü gibi ek kaynakları, bunların beraberindeki altyapı karmaşıklığı olmadan elde etme fırsatı sunar. Bunun gerçek hayattaki bir örneği, televizyona reklam veren bir şirket olabilir. Şirket, reklamdan sonraki 24 saat içinde web sitesindeki trafiğin büyük hız kazanmasını beklediği için, bu yoğun talep dönemini karşılamak üzere bir internet tabanlı sağlayıcıdan ek mikroişlemci kapasitesi satın alabilir.

Ancak bunun verimli olması için, mühendislerin ve BT yöneticilerinin ek kaynağa en çok nerede ihtiyaç duyulduğunu bilmesi gerekir; bu nedenle, kaynakların doğru paylaştırılabilmesi adına şeffaf bir altyapı büyük önem taşımaktadır. Birçok şirketin Bulut Bilgi İşlem stratejisine girişmeden önce sanallaştırmayı uygulamasının nedeni de budur. Sanallaştırma, kaynakların dağılımını kolaylaştıran bir Bulut Bilişim adımıdır.
Sanallaştırma, yazılımın donanımdan ayrılmasını sağlayarak aynı fiziksel sunucu üzerinde farklı sanal makinelerde çeşitli işletim sistemleri ve uygulamaların çalıştırılmasını, bellek ve disk alanı gibi kaynakların yazılım ihtiyaçlarına göre paylaştırılmasını mümkün kılar.
Ancak hem sanallaştırma hem Bulut Bilişim altında yatan şey sunucu mimarisidir. Özellikle mikroişlemci, sanallaştırma ve Bulut Bilişim bu hızda ilerlemesini mümkün kılmıştır.
Sanallaştırma sunucularını verimli çalıştırmak ve Bulut Bilişim ilk adımını atmak için, yazılım ve donanımın enerji tüketimi ile performansı dengeleme açısından düzenlenmesi gerekir. Bu dengenin elde edilmesiyle sunucunun aşırı yüklenmesi ortadan kalkar ve uygulamalarla yazılım için gerekli kaynaklar, bunların en verimli şekilde çalışacağı derecelerde paylaştırılır.
Mikroişlemcinin değişen çevresi, internet tabanlı Bulut Bilişim “Cloud Computing” gelişmesine nasıl yardımcı olmaktadır ve sonunda bizi nereye götürecektir?
Daha çok veri işleme, daha hızlı hesap yapma ve daha çok belleğe erişme ihtiyacı arttıkça, 32 bit x86 işlemcilerden 64 bit x86 teknolojisine geçiş, kurumların bilgiişlem talebini karşılamasına yardımcı oldu. Bunun ardından işlemci çekirdeği sayısındaki artışla, birçok görevin aynı anda yürütülmesi ve bu esnada çekirdeklerden hiçbirinin aşırı ısınmaması mümkün olabildi. Çok çekirdekli işlem teknolojisi, daha hızlı çalışan fakat daha az enerji tüketen bilgisayarlar doğurdu.
İki çekirdekten dört ve altı çekirdeğe ilerlemekle kalmadık, mikroişlemcinin bazı işlevleri sanallaştırma yazılımından devralmasını, bilgiişlem süresini kısaltmaya yardımcı olmasını sağlayan ek özellikler de gelişti.
Mikroişlemcinin giderek artan işlevselliği, Bulut Bilişim stratejisi uygulamayı düşünen kullanıcılara büyük avantajlar sunmaktadır. Dört veya altı çekirdekli işlemcileri olan bir sunucu kurmak, sistemin enerji ihtiyacını azaltacağından enerji tasarrufuna yardımcı olur ve sunucunun daha verimli olmasını sağlar. Günümüzün mikroişlemcileri sanallaştırmaya hazır niteliktedir ve veri merkezinde ya da Bulut Bilişim’de kullanılanlar gibi iş yükü ağır altyapılara elverişlidir.

Bir veri merkezinde ya da Bulut Bilişim kullanılan sunucuların sayısı, bunların bir sanallaştırma stratejisi içinde konsolide edilmesiyle düşürülebilir ve enerji tüketimleri de üzerlerindeki mikroişlemciler sayesinde azaltılabilir. Ayrıca, düşük tüketimli işlemcilerin kullanılması, ısı üretimini de düşüreceğinden, soğutma ihtiyacını, havalandırma kapasitesini azaltır, daha da enerji tasarrufu yapılmasını mümkün kılar ve para kazandırır.
Bir süre önce IDC‘nin bir raporunu incelemiştim, 2012 yılına kadar Bulut Bilişim hizmeti harcamalarının %300 civarında artarak 42 milyar ABD dolarına yükseleceğini söylüyordu. Teknoloji geliştikçe mikroişlemci gücü için “kullandığın kadar öde” modeli ortaya çıkmaya başlamıştır bile ve bu gelecekte, devasa veri merkezlerinde neredeyse sayısız mikroişlemcinin işlettiği Bulut Bilişim sistemlerinden mikroişlemci kapasitesi kiralayan işletmeler sayesinde, teknolojinin daha iyi paylaşılmasını getirecektir.
Sunucu verimliliğinin yüksek, enerji tüketiminin düşük tutulmasıyla, Bulut Bilişim kullanan işletmeler, bilgiişlemin sadece bir maliyet merkezi değil, bir iş hızlandırıcısı da olabileceği yeni bir çağa girmektedir.








