Bilişimle Kalkınma Reçetemiz ve Sektörümüzdeki Son Durum

Sektör açısından dolu ve yoğun gündemlerle geçen bir seneyi daha geride bıraktık. 2012 bizler için daha yoğun, daha rekabetçi ve daha yenilikçi teknolojik gelişmelerin olduğu bir süreç içerisinde geçecek.
Hızlı değişim, rekabet ve küreselleşme neticesinde, bilişim teknolojilerindeki gelişmeler, “daha verimli hizmet” ve “daha demokratik yönetişim” anlayışını güçlendiriyor. e-Devlet hizmetlerinin gelişmesi, çeşitlenmesi ve kullanım oranının yükselmesi, bir yandan zaman ve kaynak israfını önleyerek kamuda ve özel sektörde verimliliği artırıyor. Diğer yandan vatandaşların hayatında yarattığı kolaylıklarla kültürel bir gelişim ve değişimi de beraberinde getiriyor. Dolayısıyla hız kesmeden çalışmalarımıza devam etmemiz önem taşıyor.
Türkiye’de kamunun Bilgi ve İletişim Teknolojileri yatırımlarında önemli artışlar gözlemlendi. TÜİK verilerine göre 2002 yılında yaklaşık 526 milyon TL olan Bilgi İletişim Teknolojileri yatırım ödeneği, 2011 yılında 2 milyar TL olarak gerçekleşti. “eDevlet kapısı” kapsamında sunulan hizmet sayısı 2010 yılı sonunda 246’ya ulaştı. AB’nin 9. eDevlet Ölçme ve Kıyaslama Çalışması’na göre Türkiye; hizmetlerin elektronik ortama taşınmasında % 89 ortalama ile % 82 olan AB27 ortalamasının üzerinde yer almıştı.
Bilişim altyapısı konusunda önemli gelişmeler kaydedilmekle beraber, e-Devlet uygulamalarının amacına ulaşması için çok önemli bir kriter olan, “internetin vatandaşlar arasında daha aktif olarak kullanılması” konusunda henüz arzu ettiğimiz konumda değiliz. AB istatistik birimi Eurostat’ın araştırmasına göre, 2011 yılında % 43 olan hane halkı internet kullanım oranımız, % 73 olan AB ortalamasının maalesef çok altında…
2011’deki bir diğer araştırma olan, Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan “Ağyapı Hazırlık Endeksi”ne baktığımızda da Türkiye 138 ülke arasından 71. sırada yer alıyor. Bu araştırma, e-Devlet uygulamalarının etkinliği ve bunun yanında bilişim altyapısı ve politikaların verimliliği gibi konuları kapsıyor. Alt bileşenlerine baktığımızda enteresan sonuçlar gözümüze çarpıyor.
Örneğin, kamu kurumlarının bilişim teknolojileri kullanımında ve bunun verimliliğinde sıramız dünyada 38 iken, devletin bilişim teknolojileri kullanımını desteklemesi bileşeninde 87. sıraya geriliyoruz. Bu bileşende iyi dereceye sahip ülkelere baktığımızda Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin ve Katar gibi ülkelerin ilk 10 sırada yer aldığını görüyoruz. Birinde 38. iken diğerinde 87. sıraya düşmemiz aslında kamu kurumlarımız kendileri teknolojiyi iyi kullanırken, ülke çapında bilişimin kullanılması açısından daha etkili politikalara ihtiyacıımız olduğu görülüyor.
Değişik platformlarda, konferanslarda ve yazılarım da ifade ettiğim gibi Türkiye’nin 2023 yılında gayri safi milli hasıla bakımından dünyanın ilk on devleti arasında olmak gibi bir hedefi var. Bu hedefin pratik anlamı ise bugün 10. sırada bulunan ve yaklaşık 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomiye sahip olan İspanya’dan 13 yıl içinde daha fazla büyümemiz gerekiyor. Bir diğer deyişle İspanya’nın bundan sonraki 13 yıl boyunca yılda %1,5 dan daha fazla büyümeyeceğini öngörürsek Türkiye’nin ise aynı süre zarfında her yıl %8 büyümesi ve yaklaşık 1,9 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe erişmesi gerekiyor.
Türkiye’nin bilişim ve iletişim sektöründe yarattığı toplam ciro kabaca 31 milyar dolar civarında ve bu cironun yine kabaca 23 milyar doları iletişim sektöründen 8 milyar doları da bilişim sektöründen geliyor.
Blog’da daha öncede belirttiğim gibi, Cumhuriyetimizin 100. yılında yani 2023 yılında bilişim ve iletişim sektörünün ciro hedefi ise 160 milyar dolar. Bu hedefe ulaşmak için sektörümüzün bu yıl dahil bundan sonraki 13 sene boyunca her sene en az %13,5 büyümesi gerekiyor. 2023 yılı ihracat hedefimiz ise 500 milyar dolar. Yine bu hedefe ulaşmak için bundan sonraki 13 yıl boyunca ihracatımızın düzenli olarak yılda %13 artması gerekiyor.
Burada altı çizilmesi gereken diğer bir nokta da şudur:
Sürekli dile getirdiğimiz gibi, acaba bu hedefler ulaşılabilir hedefler midir yoksa bizim için erişilmesi mümkün olmayan ütopik hedefler midir? Teorik mantık bilimi açısından bakıldığında bu hedeflere ulaşmak mümkündür ama pratik olarak bakıldığında yapılması gerenler yapılmazsa veya sektör kendi halinde gelişmeye bırakılırsa olağanüstü bır durum oluşmadığı takdirde bu hedeflerin yarısına bile ulaşmak çok büyük başarı olur.
Peki yapılması gerekenler nelerdir? Bunları bu sütunda ve birçok seminerde, mülakatta o kadar çok tekrar ettik ki okuyucular da artık hep aynı şeyleri yazıyorsun söylüyorsun diye sitem edecekler. Ama biz bilişimle kalkınma modelinin peşinden gideceksek bu siteminizi kabul ederek bir kere daha bir eylem planı özeti yapmak istiyorum. Bu arada burada yazılanlar ile daha önce yapılan eylem planları arasında da çok büyük paralellikler olduğu da gözden kaçmayacaktır.
Dünyada bilişim sektöründe öne çıkmış bütün ülkelerin modelleri incelenmeli değerlendirilmeli fakat Türkiye’ye özel kendi kalkınma modelinin kurulması gerekiyor. Bu model sadece sektörden değil ilgili her kesimden uzmanların ve yetkililerin katılımıyla oluşturulacak geniş bir “ortak akıl platform”nda tartışılarak çok dikkatlice tasarlanmalı, sadece sayısal değil stratejik hedefler de belirlenmeli, daha sonra bu hedeflere yönelik ve belirlenen model çerçevesinde kısa-orta-uzun vadeli planlama yapılmalı, gerekli hukuki düzenlemeler yapılmalı, mevzuattaki eksiklikler tamamlanmalı, uzun vadeli finansman gereksinimi çözülmeli, öncelikle devletten başlayarak organizasyon belirlenmeli, karar verici kadrolar yetkin kişilerle doldurulmalı, denetim mekanizmaları kurulmalıdır.

Bu planlara göre sektör yeniden değerlendirilmeli, sektörün çok güvenilir bir envanteri çıkarılmalı, yetkinliklerin ve güçlü-zayıf yanların belirlenmesi gerekir. ölçek ekonomisinden daha fazla yararlanmk için organik veya işlevsel konsolidasyonlara veya kümelenmelere gidilmelidir. Belirlenen hedeflere ve modele göre işgücü gereksinimi tesbit edilmeli, istihdam şartları kolaylaştırılmalı, hedefe yönelik eğitim verilmesi konusunda özel dershanelerde doktora eğitimlerine kadar bütün bilişim eğitim sistemi yeniden düzenlenmelidir.
Sektöre yapılacak devlet desteklerinin bu plana göre düzenlenmesi ve bu planın dış şartlara karşı dayanıklı olması garanti edilmeli, bu konuda hiç bir taviz verilmemeli ve dirençle uygulanmalıdır. Planda zaman zaman değişiklikler yapılabilir fakat özünde “bilişimle kalkınma” hedefinden asla vazgeçilmemelidir.
Yazılım sektörü bizim için çok önemli
Yazılım ve hizmetler sektörünün, bilgi toplumu alt yapısını oluşturan ve şekillendiren bilgi ve iletişim teknolojilerinin en önemli ayaklarından birini teşkil ediyor.
Örneğin; Kalkınma Bakanlığı’nın yürüttüğü bir program var. ICT PSP dediğimiz Avrupa Birliği Bilgi ve İletişim Teknolojileri Politika Destek Programı. Buraya ülkeler havuz şeklinde bir para koyuyorlar ve hazırladıkları kaliteli projelerle de bu havuzdan destek alıyorlar. Biz ülke olarak bu havuza 2011 yılında 1,6 milyon avro koymuşuz ve 2,7 milyon avroluk geri dönüş sağlamışız. Bu da geleceğe dönük olarak bize umut veriyor.
Üzerinde durulması gereken bir diğer nokta ise Ar-Ge süreçleri. Türkiye’deki mevcut durum itibarıyla, bu süreçlerin daha etkin işletilmesi gerektiğini belirtmek isterim. Üniversitelerde, üzerinde çalışılan ve geliştirilen kuramsal ve kavramsal yeniliklerin sektöre aktarılamaması, yazılım sektörünün ekonomik olarak gelişmesinin önündeki ciddi engellerin başında gelmektedir.
Türkiye’de 2006-2010 yılları arasında, paket yazılım alt sektörü büyüklüğünün 390 milyon dolardan 584 milyon dolara çıkmasına rağmen, gayri safi yurt içi hasıla içerisinde payının binde 2’dir.
Yeni Bir Bilgi Toplumu Stratejisi Hazırlanıyor
Yazılım sektöründe alan bazlı uzmanlaşmanın giderek daha da önemli hale geleceğini düşünüyorum, yazılım firmalarının eğitim, sağlık, güvenlik gibi tanımlı sektörlere yönelik daha özelleşmiş ürün ve hizmet sunabilir hale gelmesinin, söz konusu işletmelerin rekabet gücünün artmasında önemli bir rol oynayacaktır.
Bu konuda Fatih Projesi’nin önemli bir fırsat olduğunu vurgulamalıyım, bu projenin Türkiye’deki yazılım endüstrisini güçlendirmek ve dönüştürmek adına da çok önemli faydaları olacaktır.
Bilişim sektörünün gelişimi ve ülkemizin bilgi toplumuna dönüşümü için gerekli stratejilerin çalışılacağı yeni bir bilgi toplumu stratejisi Kalkınma Bakanlığı, Bilgi Toplumu Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanıyor. Bilişim sektörü çok kritik. Daha fazla ve daha nitelikli istihdam olanakları hedeflemek adına çalışmalarımızı özel sektör ve kamu nezlinde güçlendirmeliyiz. Amacımız sadece ülke içindeki ihtiyaçları karşılamak değil, tüm dünyaya hizmet etmek olmalı. Dünya pazarlarına dönük daha organize olmalıyız.
Yalnız bir şey hiçbir zaman unutulmamalıdır ki sadece bilişim sektörüne yatırım yapılarak sektör canlandırılamaz. Sektörü canlandıracak en önemli faktor bilişim sektörü dışındaki diğer sektörlerde ve kamu da bilişim kullanım bilincinin yaratılması, bilişim ile üretkenliklerinin kesinlikle artacağına inanarak üretimlerinde, verdikleri servislerde iş yapış şekillerinde bilişim teknolojilerini herzaman daha fazla kullanma alışkanlığını edinmeleri, kısaca bilişim sektörüne olan talebin yaratılmasıdır. Talep olunca sektörün kendisi zaten arzı yaratacak , sektör büyüyecek, istihdam artacaktır.








