Girişimcilik küresel ölçekte ilgi görmeye devam ediyor. Bölgesel olarak sanayileşmesini tamamlayamamış ve gelişmekte olan ülkeler sınıfına henüz geçmemiş olan ülkelerde girişimciliğe olan ilgi ve heyecan daha yüksek. Sahra Altı Afrika?sında kadın ve erkek girişimcilerin oranlarının birbirine yakın olması ise bir işe sahip olmanın ne kadar önemli ve değerli olduğunu gösteriyor.

Yaklaşık olarak 15 yıldır yayınlanan ?Global Entrepreneurship Monitor?, küresel girişimcilik haritasını çıkararak, dünyanın küresel girişimde hangi noktaya geldiğini gösteriyor. Öncelikle şunu söyleyeyim: Dünya girişimciliğe çok sıcak bakıyor, bakmaya da devam edecek. Söz konusu araştırmada 2013 yılında birçok ekonominin girişimcilik konusunda farkındalık yaratma ve girişimciliği özendirme amacıyla önemli teşvikler verdiğini ve bu konuyu ekonomi politikası ile ilgili ajandalarının önemli gündem maddelerinden biri haline getirdiklerini görüyoruz. Girişimcileri desteklemek ve onları girişime teşvik etmek için önemli bir faktör olan bu eğilim, hem bireysel hem de toplumsal olarak girişimciliğe odaklı bir ekonomik yapı geliştirmek açısından da büyük bir önem taşıyor.

Dünya genelinde gerçekleşen demografik ve teknolojik değişiklikler, ekonomik dalgalanmalar ve diğer dinamik güçler, toplumları hiç olmadığı kadar dönüşüme uğratmakta ve yeni imkanları ön plana çıkarmakta. Bu değişen güçlere karşılık gelişen tepkilerden biri; devletler, organizasyonlar ve kamu tarafından girişimciliğe verilen önemin artışı. Girişimcilik; her soruna mucizevi bir çözüm vaad ediyor olmasa da çözümün bir parçası olabilecek nitelikte. Ancak; girişimcilikle, sadece ekonomik büyümeyi dilemek yeterli değil. Girişimciliğin sağladığı ekonomik büyüme; kapsayıcılığa ve toplumsal refaha katkıda bulunmaya da dikkat çekmelidir.

Tecrübe ve Heyecan

Girişimcilere bölgesel olarak baktığımızda gelişmiş ülkelerin tecrübeleriyle, gelişmekte olan ülkelerin ise heyecanlarıyla öne çıktığını görüyoruz. Yetenek, bilgi ve tecrübe, bir girişime başlamak için en önemli üç unsur olarak karşımıza çıkıyor. Bu üç unsura bakış açısı ülkeden ülkeye ve bölgeden bölgeye önemli farklılıklar gösteriyor. Örneğin Sahra Altı Afrika?sında insanlar; bir girişim için yeterli fırsatların ülkelerinde fazlasıyla olduğunu, kendi bilgi ve becerilerinin de bu iş için yeterli olduğu düşünürlerken, bu inanç Avrupa Birliği?nde çok daha düşük? Sahra Altı Afrika?sındaki girişimci adaylarının başarısızlık korkusu %24 civarında iken bu AB ülkelerinde %40?ı buluyor. Girişimcilikle ilgili fırsat, yetenek, kariyer ve medya ilgisi gibi motivasyon unsuru olan birçok konu, görece az gelişmiş ülkelerde çok daha fazla ilgi çekiyor.

Kısıtlı İş Olanakları Girişimciliği Tetikliyor

Girişimcilikte bir diğer önemli konu ise içerisinde start-up?ları da barındıran ve yakın gelecekte (üç yıl) girişimci olmak isteyenler ile ilgili? Burada da ekonomik kalkınma ve bölgelere göre değişiklikler olduğunu görüyoruz. Sanayileşmesi tamamlanmamış ve gelişmekte olan ülkeler ligine terfi etmemiş ülkelerde girişimcilik eğilimi yüksek olurken, gelişmiş ülkelere doğru bu eğilimin giderek azaldığını görüyoruz. İş olanaklarının kısıtlı olmasının bu durumda çok etkili olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin Rusya ve benzeri ülkelerde erken dönem girişimciliğe olan talep çok düşük olurken Uganda, Kolombiya ve Şili?de bu talep en üst düzeyde bulunuyor.

Girişimciliğin neden tercih edildiği yönündeki soruya; kariyer seçimi, yüksek statü ve başarılı girişimlere medyanın çok fazla ilgi gösteriyor olması şeklinde cevaplar veriliyor. Bu sonuç bize aynı zamanda girişimcilik tercihinin birçok davranışsal sebebi olabileceğini gösteriyor. Girişimciliğin yüksek statü sağladığına dair algı hemen hemen tüm bölgelerde birbirine yakın düzeyde? Girişimciliğin iyi bir kariyer olduğuna dair algı Kuzey Amerika?da daha düşük, medyanın başarılı girişimlere daha fazla ilgi gösterdiği yönündeki algısı da AB?de nispeten düşük seviyelerde seyrediyor.

Erken dönem girişimlerinin belirgin bir oranda tüm bölgelerde yüksek olduğunu görüyoruz. Makro düzeyde beklentiler, dinamik yapı, iş yaratma ve yenilik beklentileri start-up?ların oranının yükselmesinde en belirleyici öğeler oluyor. Yaklaşık olarak 42 aya kadar olan girişimlerden oluşan erken dönem girişimlerinin diğer girişim türlerine kıyasla çok daha fazla öne çıkıyor olmasının da ekonomik gelişmişlikle direkt bir ilgisi yok? Örneğin Sahra Altı Afrika?sı oldukça yükse erken dönem girişim notlarına sahip?

Araştırmada bir diğer dikkat çeken şey ise gelişmekte olan ülkelerde erken dönem girişimlerin yüksek olmasına rağmen mevcut işletmeleri satın alarak girişim yapanların oranının oldukça düşük olması? Oysa bu oranlar gelişmiş ülkelerde tam tersine işaret ediyor. Bu durumun iki sebebi var. Bunlardan ilki gelişmiş ülkelerdeki güçlü insan kaynağı, endüstrileşme ve kurumsallaşmanın yüksek olması; ikincisi finans, hukuksal altyapı ve güçlü ekosistemin satın almaları cazip kılıyor olması.

Afrikalı Kadınlar Girişimciliği Sevdi

Erken dönem girişimlerinin yaş gruplarına göre dağılımına baktığımızda en yüksek yaygınlık oranının 25-34 ve 35-44 yaş aralıklarında olduğu görüyoruz. Fakat bölgesel olarak farklılıklar yok değil. Örneğin 18 yaş civarındaki erken dönem girişimcileri çoğu zaman AB ve Kuzey Amerika?da gözlemlenirken Sahra Altı Afrika?nda 55 yaş üstü girişimciler de oldukça dikkat dikkat çekiyor.

Kadın girişimcilere göz attığımızda da bölgesel olarak ilginç farklılıklar görüyoruz. Örneğin Sahra Altı Afrika?sında kadın ve erkek girişimcilerin oranı birbirine çok yakın. Fakat Ortadoğu ve AB?de kadın girişimlerin oranı, erkeklerin ancak yarısını buluyor. Asya Pasifik ve Güney Asya?daki kadın girişimlerin oranı da erkeklere oldukça yakın. Bu durum iş olanaklarının çok sınırlı olduğu Afrika ülkelerinde kadınların da girişimcilik yönünde erkeklerle birlikte inisiyatif almak zorunda olduklarını gösteriyor.

Küresel Girişimcilik Monitörü: 2013 Yılı Raporunun tamamına http://www.gemconsortium.org/docs/3106/gem-2013-global-report adresi üzerinden erişebilirsiniz.

Bu konudaki benzer yazılar