OECD 2014 yılının Bilim, Teknoloji ve Sanayi Görünüm Raporunu 12 Kasım 2014?de yayınlamıştı. Detaylı olarak inceleme imkanı bulduğum raporda bilim, teknoloji ve yaratıcı yenilikçilik (inovasyon) (Bilim, Sanayi Teknoloji – BST ) alanında çalışan politika yapıcıların, iş çevrelerinin ve araştırmacıların kullanımına sunuldu. İki yılda bir yayımlanan serinin onuncusu da öncekiler gibi, OECD ülkeleri ve bunların dışında önemli görülen ülkelerde (Arjantin, Brezilya, Kolombiya, Kosta Rika, Hindistan, Endonezya, Letonya, Litvanya, Malezya, Çin, Rusya ve Güney Afrika) Bilim, Sanayi ve Teknoloji alanındaki güncel küresel gelişmeleri ve bunların ulusal BST politikaları açısından ne anlama geldiği üzerinde durmaktadır.

İnceleme, Bilim, Sanayi ve Teknoloji (BST) politikalarının geleceğini son dönemde yaşanan kırılgan ekonomik toparlanma, artan mali baskı, küreselleşme atmosferi ve ?yeşil büyüme?, ?yaşlanan toplumlar?, ?kapsayıcı büyüme? gibi temel küresel ve toplumsal tehditler ışığında ele almaktadır. Buna göre ilk bölüm, BST alanındaki ve BST ülke politikalarındaki son dönem gelişme ve eğilimlerin genel değerlendirmesine ayrılmıştır. Daha sonra oluşturulan tematik BST politika kesitleri, belirtilen ülkeler için spesifik BST politika odaklarının ve araçlarının ülkeler arası karşılaştırmasını içermektedir. BTS ülke profilleri ise ulusal yaratıcı yenilik sistemleri için ayrıntılı bir bakış açısı sağlamaktadır. Aslında, raporun odak noktasını 2012 ve 2014 yılları arasında geliştirilen ulusal BST öncelikleri oluşturmaktadır. Raporda OECD?nin yaratıcı yenilikçilik ve yenilik politikası alanlarındaki en son ampirik ve analitik çalışmalarından yararlanılmaktadır. Bunlar çalışmaya dahil edilen üye ve üye olmayan ülkelerin iki yılda bir yapılan BST Görünüm politika anketine verdikleri cevaplardan oluşmaktadır. Bu makalede genel başlıklara değinildikten sonra raporun ağırlıkla Türkiye özelinde hazırlanan kısmına yer verilecektir.

Mevcut Durum

Raporun ilk bölümünde ele alınan genel değerlendirmede mevcut durum, hem iş dünyası hem de kamu kesiminin Ar-Ge’ye yaklaşımları temelinde özetlenmektedir. Buna göre 2008-2012 yılları arasında düşen büyüme hızları, yenilik politikalarını olumsuz yönde etkilemiş, bu yıllar arasında OECD ülkelerince yapılan brüt Ar-Ge harcamaları 2001-2008 dönemindeki oranın yarısında kalarak %1,6 olarak gerçekleşmiştir. Rapora göre durgunluğun yanı sıra hükümetler, toplumsal ve çevresel sorunlara mali konsolidasyonun etkisi ile daha az kamu kaynağı kullanarak çözüm bulmak zorunda kalmışlardır. Bu nedenle hükümetler bu yeni ortama uyum sağlarken politika portföyünde yaratıcı yenilikçiliğin konumunu güçlendirecek ve girişimci işletmelere destek olacak yeni bir anlaşmaya (new deal) ön ayak olmaktadır. Bu anlaşma, gelecek yıllarda toplumsal hedeflere ulaşmak için yaratıcılığın sürekliliğini sağlama ve yeniliklerden yararlanma stratejilerini içermektedir.

Yukarıda bahsedilen genel durum ışığında rapor, 2001-08 dönemiyle karşılaştırıldığında 2008-12 döneminde Ar-Ge harcamalarını ikiye katlayan Çin’in artık büyük bir küresel Ar-Ge aktörü olduğunu iddia etmektedir. Brezilya ve Hindistan gibi yükselen ülkeler ise ?orta gelir tuzağı’ndan kurtulma çabasıyla yaratıcı yeniliği ekonomik büyümenin başlıca motoru yapmakta ve yenilik yapma kapasitelerini geliştirmektedirler. Giderek farklılaşan Avrupa ülkelerinin bir kısmı Ar-Ge’nin GSYİH oranlarını kendi hedeflerine yönelik olarak yukarıya doğru çekerken, bazı ülkeler bu hedeflerin gerisinde kalmaktadır.

Rapora göre bilim, teknoloji ve yaratıcı yenilikçilik (BST) alanlarında küreselleşmenin ve karşılıklı bağımlılığın artmasıyla ulusal yenilik politikaları, küresel değer zincirlerinde (GVC?ler) yerli avantajları arttırmaya odaklanmaktadır. Böylece ülkeler, en çok değer ve iş yaratan (Ar-Ge, tasarım gibi) yenilikle ilgili alanları genişletmeye çalışmaktadır. Dahası ülkeler, yetenek ve diğer bilgiye dayalı varlıkları -daha değerli ve daha mobil oldukları için- doğrudan yabancı yatırımları teşvik eden ulusal araştırma ?ekosistemleri? yoluyla veya yeni firmaları ve KOBİ?leri GVC?lere entegre ederek kendilerine çekmek ve ülkede tutmak için rekabet etmektedirler. Bu esnada üniversite kapasitelerini, araştırma altyapısını ve uluslararası açıklığı sağlamlaştırmak suretiyle ulusal araştırma sistemlerine özel bir önem verilmektedir. Bu çaba, yabancı araştırmacılar için yaratılan iş olanaklarını, markalaşma çalışmalarını, mobilite programlarını, eğitim ürünlerini ve iyileştirilen öğrenme ortamlarını kapsamaktadır. Vergi indirimlerinin de yabancı Ar-Ge merkezlerini çekmek adına önemli bir adım olduğu görülmektedir.

Raporda dikkat çekilen bir diğer husus, çevresel ve toplumsal kaygıların bilim, teknoloji ve yaratıcı yenilikçilik (BST) politikaları açısından üstesinden gelinmesi gereken bazı somut sorunların yanı sıra fırsatlar da yarattığıdır. Zira günümüz teknoloji gelişmeleri, küresel sorunlara (iklim değişikliği, yaşlanan toplumlar, gıda güvenliği) ve üretkenlik artışına (örn. yeni imalat süreçlerine) odaklanmaktadır. Bu sebeple BST politikalarına artan ihtiyaç, onları daha fazla amaç odaklı hale getirmektedir. Krizin ardından artan gelir eşitsizliğiyle, örneğin, yenilikçilik yararlarının ?mükemmellik adaları?ndan (örneğin en iyi üniversiteler, firmalar veya kentlerin) daha az gelişmiş olanlara ulaşmasına çalışılmıştır. Aslında çeşitli paydaşlar, ödünleşimler (trade-offs) ve politika alanları (düzenleme, vergi, eğitim vs.) arasındaki potansiyel sinerjiler göz önünde tutularak, yaratıcı yenilikçilik politikasına daha sistemli bir yaklaşım geliştirilmiştir.

Rapor bu zorlukların üstesinden gelebilmek için; teknolojik ilerlemelerin, mevcut veya yeni teknolojik çözümlerin hızla uygulamaya geçirilmesi ve (politikalarda, düzenlemelerde, davranışlarda, vs.) sistem düzeyinde değişikliklerin yapılması gerektiğini öne sürmektedir. Örneğin, yaşlanan bir toplum için yaratıcı yenilikçilik yeni büyüme sanayilerine liderlik edebilmekte ama öte yandan finansman ve politik tutarlılık anlamında sıkıntı yaşayabilmektedir. Bu aşamada bir dizi disiplinin, İnternet ve Bilişim Teknolojisi?nin (BT) getirdiği değişiklikleri çok disiplinli araştırmaya uyarlayabilecek şekilde harekete geçirmesi gerekecektir. Raporun önemli bir savı da, BT, biyo, nano ve bilişsel bilimlerin yakınlaşıp birbiri içine geçişmesi ile ?gelecek sanayi devrimi?ne yol açma potansiyeline sahip oldukları ve zaten, bu değişimin bir parçası olarak yaratıcı yenilikçiliğin hizmet bileşenindeki artışının ülkelerin rekabet güçlerini etkileyeceğidir.

İş Dünyasında Ar-Ge

Raporun verdiği rakamlara bakılacak olursa, iş dünyasının (özel) Ar-Ge harcamaları, 2009-10 kesintilerinden önceki seviyeden daha düşük bir seviyeden başlamakla beraber 2011 yılından sonra kriz öncesi yıllık %3 büyüme oranına yeniden ulaşmıştır. Burada büyüme beklentileri fiziksel varlıklara yatırım beklentilerinden daha yüksek gerçekleşmiştir. Çünkü talebin zayıf olacağını tahmin eden şirketler, ürünlerini ve süreçlerini iyileştirmiş fakat üretim kapasitelerini genişletmemişlerdir. Ayrıca iş dünyasındaki Ar-Ge yatırımlarına önemli seviyede kamu desteği sağlanmış olması krizin etkilerini yumuşatmaya yardımcı olmuştur. Dolayısıyla özel Ar-Ge harcamaları, esas olarak Ar-Ge vergi indirimleri sayesinde, on yıl önceki seviyesinden anlamlı ölçüde yüksektir. Doğrudan finansman ve vergi indirimi, birlikte, ülkelerin özel Ar-Ge harcamalarının %10-20?sini, bazen de daha fazlasını temsil etmektedir. Öyle ki, verilerini bildiren 32 ülkenin 13?ünde dolaylı destek, doğrudan desteğe eşit veya ondan daha fazla gerçekleşmiştir. Ancak, kamu borçlarının hızla yükselmesi sebebiyle birçok hükümet, yenilikçilikle ilgili harcamalarını kısmakta ya da mevcut politikaların daha sistematik değerlendirilmesine girişerek, mevcut programları düzenleyip örtüşen ya da kısmen mükerrer politikaları azaltmaktadırlar.

Raporda özel Ar-Ge harcamalarının finansmanı konusunda detaylı bilgi verilmektedir. Buna göre doğrudan kamu finansmanı, rekabetçi hibeler ve sözleşmeler yoluyla karşılanırken, borçlandırma yoluyla finansman (krediler, kredi garantileri) ve öz sermaye fonları (girişim sermayesi, kaynak fonlaması) gitgide daha popüler hale gelmektedir. Birçok ülke, ?yeni sanayi politikaları? kapsamında fonlarını belirli sanayilere veya firma kategorilerine (özellikle KOBİ?lere) ayırmaktadır. Yine birçok ülkede, kredi koşullarının (daha yüksek faiz oranları, kısalan vadeler, artan teminat istekleri gibi sebeplerle) özellikle KOBİ?ler için çok ağırlaşmış olduğu göze çarpmaktadır. Birleşik Devletler?in tümüyle eski durumuna dönmesine rağmen Avrupa girişim sermayesi yatırımlarının kriz öncesi seviyenin altında kaldığı vurgulanmaktadır. Bu durum, hükümetlerin mali kaynaklarını arttırmalarına yol açmakta ve eskiden oldukça az rastlanan (çok sayıda kişiden mali kaynak sağlama, diğer banka dışı finansman biçimleri gibi) yeni finansman kaynakları şimdi hızla yayılmaktadır.

Kamuda Ar-Ge

Raporun kamu kesiminin Ar-Ge faaliyetlerinin değerlendirildiği kısmında, kamunun yaratıcı yenilikçilik sistemlerinde çok önemli bir rol oynadığının altı çizilmektedir. Rapora göre, kamu kesiminin Ar-Ge yükümlülüğüne bağlılığını sürdürmesi sayesinde, üniversitelerin ve kamu araştırma kurumlarının Ar-Ge harcamaları kriz döneminde yüksek seyretmiştir. Benzer şekilde, kamu kesimi Ar-Ge faaliyetlerinde yükseköğrenim kurumlarının payı, 2000 yılında %57 iken 2012 yılında %61?e çıkmıştır. Aynı zamanda kamu kesimi araştırmaları, mükemmelliği ve uyumluluğu arttırmak adına artan biçimde proje fonlamasına dayalı olarak yapılmaktadır. Bu tercih kısmen bütçedeki zorluklar nedeniyle ve çoğu zaman rekabet esasına göre gerçekleşmektedir. Bunun yanı sıra ülkelerin çoğu, öne çıkan araştırmaları teşvik etmek ve zorlukların üstesinden gelmeye yönelik araştırmaları desteklemek için kurumsal fonlama ile proje fonlaması mekanizmalarını birleştiren araştırma mükemmelliği girişimleri uygulamaktadır.

Raporda vurgulandığı biçimde bilgi transferi ve özellikle ticarileştirme, günümüzde kamu kesimi araştırmaları için temel bir amaçtır. Politika öncelikleri, yükselen bilimsel akıma (Ar-Ge?de sanayi-bilim işbirliği gibi) bir piyasa perspektifi getirmiştir. Son zamanlarda bütünleşik ve stratejik politikalar, kamunun finanse ettiği araştırmaların sonuçlarının ticarileştirilmesi için taban desteğini teşvik etmektedir. Bunun için teknoloji transferi ofislerinin ölçeğini büyütüp onları profesyonelleştirmek ve öğrencileri ticarileştirmeye katmak hedeflenmektedir. Sonuç olarak raporda ?açık bilim? ilerleme kaydederken; kamu kesimi araştırmalarına nasıl mali kaynak ayrılacağı, araştırmanın nasıl yapılacağı, araştırma sonuçlarının nasıl kullanılacağı, araştırma sonuçlarına nasıl erişileceği ve bunların nasıl korunacağını belirlemek ve bilim ve toplumun karşılıklı etkileşimini şekillendirebilmek için yeni politika yaklaşımlarının gerekliliği vurgulanmaktadır.

Raporun Türkiye Görünümü

Raporun ülke profillerinin ele alındığı bölümünde Türkiye; büyük, hızlı büyüyen bir orta gelir OECD ekonomisi olarak tanımlanmaktadır. Türkiye?nin son yıllarda hızla sanayileşmesine rağmen büyümesinin son iki yılda yavaşladığı belirtilmiştir. Buna karşın Türkiye?nin BST kapasitesi inşasında önemli adımlar attığı vurgulanmış ve Türkiye?de Ar-Ge?ye yapılan gayri safi harcamanın (GERD) 2007-2012 yılları arasında yıllık artışının %8,2 olduğu belirtilmiştir. Raporda Türkiye?nin şu an Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) tarafından onaylanan Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi 2011-2016 (UBTYS) uygulama sürecinde olduğunun altı çizilmektedir.

Rapora göre Türkiye için öncelikle ele alınması gereken konu başlıkları şöyle sıralanabilir:

(1) Öncelikli alan/sektörlerin hedeflenmesi,

(2) BST politikasının tasarı ve uygulamasının geliştirilmesi,

(3) Firmalarda yeniliğin teşvik edilmesi ve KOBİ?lerde girişimciliğin desteklenmesi.

Detaylı görüntülemek için görselin üzerine tıklayabilirsiniz.

İlk konu başlığına dair, raporda UBTYS?nin sektörel bir bakış açısı olduğu ve dokuz ulusal öncelikli sektöre odaklandığı belirtilmiştir. Bunlar; otomotiv, makina imalat, enerji, Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT), su, gıda, savunma, uzay ve sağlık sektörleridir. Buna göre, her öncelikli sektör için sektörün teknolojik ihtiyaçları bir danışma ve uzlaşma sürecinde belirlenmiştir. Devamında, belirlenen dokuz sektörün alt alanları için teknoloji yol haritaları hazırlanmıştır. Yerli elektrik araçları gibi önemli projeler de Türkiye?nin sonuç odaklı destek sistemlerinin bir parçası olarak örnek gösterilmiştir. Son olarak, yatay kesit teknolojileri olarak biyoteknoloji, nanoteknoloji ve BİT yazılım Ar-Ge ve yenilik strateji ve eylem planlarının Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (BSTB) tarafından hazırlandığına değinilmiştir.

İkinci konu başlığı için raporda, Türkiye?nin iyi işleyen bir yenilik sistemi için özel sektörü ve girişimcileri merkeze koyan bir ekosistem anlayışının olduğu ortaya konmuştur. Ekosistem kavramına dayalı politika üretme yaklaşımının 2011?den bu yana hakim olduğu ve bu yaklaşım sayesinde sürece hükümet dışı aktörlerin aktif ve geniş katılımının sağlandığı ileri sürülmüştür. Rapora göre Ar-Ge, Yenilik ve Girişimcilik Destekleri Koordinasyon Kurulu, çeşitli kamu aktörlerinin uyumunu ve sonuç odaklı yaklaşımın destek mekanizmasına yerleşmesini sağlamaya çalışmaktadır. Ayrıca Türkiye?nin Ar-Ge ve yenilik destek programlarının etkisini değerlendirmek üzere Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı altında özel bir bölümün açıldığı da burada anılmaktadır. Benzer şekilde, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu?nun (TÜBİTAK) arz yönlü bir bakış açısıyla yaptığı genel değerlendirmede, program kapsamında ele alınan öncelikli sektörlerin güçlü ve zayıf yanlarını öne çıkaran göstergeler kullandığına işaret edilmektedir.

Raporda bu konu için son olarak, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ?nin 2014 yılında yayımladığı ?Teknoloji Geliştirme Bölgeleri 2013 yılı Performans Endeksi?nin özel Ar-Ge harcamalarının ve istihdamının %60?ından fazlasını kapsadığı bilgisine yer verilmiştir. Raporda ele alınan üçüncü konu başlığına dair, Türkiye?nin 2012 yılında gerçekleşen özel Ar-Ge harcamalarının (BERD) GSYİH?ye oranının %0,42 ile OECD medyanının oldukça altında kaldığı ortaya konmuştur. Bu harcamanın yüksek teknolojili imalat yerine giderek daha fazla bilgiye dayalı hizmetlerde yoğunlaştığı da altı çizilen bir diğer konu olmuştur. Benzer şekilde, Dünya Bankası?nın İş yapma Kolaylığı Endeksi?ne göre girişimcilik koşullarının önemli ölçüde iyileştirilmesi gerektiğine değinilmiştir. Dolayısıyla Girişimcilik ve KOBİ desteklerinin Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu?nun önceliklerinden birisi olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında uygulamaya başlanan diğer politika önceliklerine örnek olarak, üniversitelerde girişimci ve yenilikçi faaliyetleri ve bilgi ve teknoloji transferini teşvik etmek amacıyla 2012 yılında geliştirilen Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi verilmektedir. Yine başka bir örnek olarak TÜBİTAK?ın çeşitli destek programları verilmiştir: Girişim Sermayesi Destekleme Programı (GİSDEP) (1514), Girişimcilik Aşamalı Destek Programı (1512) ve Yenilik Girişimcilik Alanlarında Kapasite Artırılmasına Yönelik Destek Programı (1601)? vb. Son olarak BSTB?nin 2013 yılında başlattığı Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama Destek Programı ve 2014 yılında başlattığı Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı bu kapsamda anılmış ve iki destek programının da daha önce kamusal veya uluslararası Ar-Ge ve yenilik destekleri alan firmaları hedeflediği belirtilmiştir.

Türkiye Bilim, Teknoloji ve Yaratıcı Yenilik Sisteminde Öne Çıkanlar

Yeni tehditler

Genel değerlendirmedeki yaklaşıma uygun olarak bu alt başlık altında yeşil büyüme kavramına odaklanılmıştır. Buna göre İklim Değişikliği Eylem Planı 2011-2023, Türkiye?nin ilk yeşil büyüme stratejisi olması itibariyle raporda yerini almıştır. Ayrıca bu belgede ele alındığı şekliyle enerji tüketiminin GSYİH oranının 2023 yılında 2011 yılına göre %20 düşürülmesi hedefi özellikle vurgulanmıştır. Burada enerji etkinliğinin yine TÜBİTAK?ın koordinasyonunda hazırlanan UBTYS?nin öncelikli alanlarından birisi olduğu hatırlatılmıştır.

Üniversiteler ve kamu araştırmaları

Bu alanda mevcut durum Türkiye?nin kamu araştırma sistemi 2012 yılı verisine bakılarak özetlenmiştir. Buna göre kamunun GSYİH içindeki payı %0,41?dir. Bu oldukça düşük oran en iyi akademik dergilerde birkaç uluslararası yayına ve dünya standartlarında bir tek üniversiteye denk düşmektedir. Raporda işaret edildiği üzere, kamu araştırmaları son zamanlarda kalite ve uyumunun arttırılması, özel sektörle işbirliğinin geliştirilmesi ve özel finansmanın güçlendirilmesi temelinde değişiklikler geçirmektedir.

Aynı zamanda Kalkınma Bakanlığı ve TÜBİTAK arasında imzalanan bir işbirliği protokolüne dayanarak üniversitelerde ve kamu araştırma kurumlarında performans değerlendirme yaygınlaştırılmaktadır. Böylece şimdiki ve gelecekteki araştırma merkezlerinin izlenmesini sağlayacak performans göstergeleri ve sınıflandırma oluşturulmaktadır. 2013 yılında TÜBİTAK üniversitelerde kamu araştırmalarının etkinliğini artırmak üzere üç yeni program başlatmıştır.

Bunlar; Öncelikli Alanlar Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı (1003), Başlangıç Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı (3001) ve Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı (1005)?dır. Benzer şekilde, Proje Performans Ödülü (PPÖ) başarılı projeleri; Uluslararası Bilimsel Yayınları Teşvik Programı (UBYT) yüksek kalite yayımları ödüllendirmeyi amaçlamaktadır. Yine 2014 yılında BTYK aldığı yeni bir kararla sadece mükemmel araştırma merkezlerine yönelik bir destek programını hayata geçirmiştir. Son olarak raporda BSTB?nin koordinasyonunda hazırlanan Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği Stratejisi ve Eylem Planı?nın önemi vurgulanmıştır. Bu belge ile 2013 yılı boyunca 81 ilden rektörler, sanayi odaları, araştırmacılar, KOBİ?ler ve yerel paydaşların bir araya geldiği 26 bölgesel toplantı gerçekleştirilmiştir.

Yenilik yapma yeteneği

Bu başlık altında rapor Türkiye?nin beşeri sermayesini değerlendirmiştir. Buna göre Türkiye?de tam zamanlı araştırmacıların sayısı, çok düşük bir seviyeden başlamakla beraber, 2002?den bu yana üç katına çıkmıştır. Bu konuda 2011-2016 Bilim ve Teknoloji İnsan Kaynağı Stratejisi ve Eylem Planı?nın, Ar-Ge personelinin iletişimini kuvvetlendirme, araştırma kültürü oluşturma, araştırmacıların yeteneklerini geliştirme aynı zamanda hareketini ve istihdamını kolaylaştırmayı amaçladığı vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra, eğitim ve öğretimin kalitesini arttırmayı ve işgücü piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikte insan yetiştirmeyi amaçlayan Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi 2014?ün ikinci yarısında resmen uygulanmaya başlanacağı bilgisine yer verilmiştir. Ayrıca TÜBİTAK tarafından uygulanan Ulusal Lisansüstü Burs Programı?nın 3366?sı sadece 2013 yılında olmak üzere 2000-2013 yılları arasında 5054 doktora öğrencisini desteklediğinin altı çizilmiştir. Aynı zaman diliminde Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı kapsamında desteklenen araştırmacı sayısı da 300?ün üzerindedir. Son olarak on uluslararası burs programı Türk ve yabancı öğrenci ve araştırmacıların uluslararası hareketini desteklemektedir.

Kümeler ve uzmanlaşma

Uzmanlaşma ve kümelenme gibi il düzeyindeki platformlar yeni yeni politika alanına girmektedir. Bu platformlar 2010 yılında işbirliğini güçlendirmek ve yerel bilgiyi ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürmek adına kurulmuştur. Rapor, bu alanda, TÜBİTAK?ın bölgesel yenilik platformları ve yerel işbirliği ağları kurmak üzere 2011 yılında başlattığı rekabetçi fon programına değinmiştir. Bu esnada Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu?nun teknoparkların kurulmasını hem altyapı destekleri hem firmalar ve Ar-Ge personeli için uygulanan vergi teşvikleri araçlarıyla hızlandırdığının altını çizmiştir. Buna göre 2014 yılı itibariyle performansları BSTB tarafından izlenen 40?ı faaliyette 55 bölge kurulmuştur.

Teknoloji transferi ve ticarileştirme

OECD standartları ile değerlendirildiğinde Türkiye?de üniversiteler ve kamu araştırma kurumları GSYİH?ye oranlandığında oldukça düşük patent sayısına sahiptir. Bu sebeple, 2012 yılında var olan programlar gözden geçirilmiş ve Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı (1513) gibi yeni TÜBİTAK programları uygulamaya girmiştir. Burada amaç, üniversite Ar-Ge sonuçlarının ticarileştirilmesini kolaylaştırmak ve bunların toplum üzerindeki etkisini ve topluma sağladığı faydayı artırmaktır. Yine TÜBİTAK tarafından uygulanan Patent Başvurusu Teşvik ve Destekleme Programı (1008), 2013 yılında farklı paydaşların ihtiyaçları doğrultusunda güncellenmiştir.

Bilim, Teknoloji ve Sanayi harcamalarında son gelişmeler

Raporda Türkiye hakkındaki değerlendirmeler, son yıllardaki olumlu gelişmeler ve hedeflenen değerler ışığında son bulmaktadır. Burada işaret edildiği üzere, 2007-2012 yılları arasında Türkiye GERD değerinin büyüme hızı, OECD ortalamasının oldukça üzerindedir. Dahası, özel Ar-Ge harcamaları ekonomik krizin ertesinde hızlıca toparlanmıştır. Öyle ki 2012 yılında GERD değeri GSYİH?nin %0,92?si iken sanayi harcamaları GSYİH?nin %0,43?ünü oluşturmuştur. Bu ikinci değer 2009?daki %0,35?ten yüksektir. Hükümet Bilim, Teknoloji ve Sanayi yatırımlarına özellikle önem vermekte ve 2023 itibariyle GERD ve BERD değerlerinin sırasıyla %3 ve %2 olacağını taahhüt etmektedir.

Raporun Tamamı 

OECD Bilim, Teknoloji ve Sanayi Görünüm Raporu 2014’ün tamamına http://www.keepeek.com/Digital-Asset-Management/oecd/science-and-technology/oecd-science-technology-and-industry-outlook-2014_sti_outlook-2014-en#page1 bağlantı üzerinden erişebilirsiniz.

Bu konudaki benzer yazılar