21. yüzyılın bilgi temelli ekonomik ortamında, ülkelerin rakipleri arasından sıyrılabilmeleri, teknoloji, bilgi sermayesi ve bu unsurların en önemli taşıyıcıları olan beşeri sermayeye yaptığı yatırımlara bağlı.

Bugün dünyada yüksek yetenekli beşeri sermaye üzerine yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Ülkeler, okul eğitimi ve yaşam boyu/mesleki eğitim ile ellerindeki işgücünün donanımını artırırken, diğer taraftan yetenekli bireyleri cezbeden yaşam şartları sunarak küresel yetenek havuzundan da daha fazla pay almaya çalışmaktadırlar.

Ülkeler arasında hareket eden – mobil – ve daha iyi iş olanakları ve yaşam şartlarına doğru fırsatları değerlendiren nüfus giderek yükselmektedir: 30 yılda dünyadaki ‘mobil’ nüfus yaklaşık üç katına çıkmış ve 2010 yılı itibariyle 200 milyon kişiyi aşmıştır. Türkiye’nin beşeri sermayesini geliştirme noktasında, küresel ekonomideki gelişme ve yönelimler ve teknolojik gelişmelerin beşeri sermaye üzerindeki etkilerini değerlendirmelidir.

Kalkınma ile beşeri sermaye arasındaki ilişki sosyal, ekonomik ve toplumsal kalkınma açısından büyük bir kilit rol oynuyor. Türkiye için her daim örnek gösterdiğim Güney Kore’nin teknolojik, ekonomik ve başarılı sanayi kalkınma hamlesinin ardındaki sırrının başarısı ekteki bu grafikte yer alıyor.

Bu konudaki benzer yazılar