Günümüzde, çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkma hedefi, bilişim devrimine ayak uydurmayı, bilgiye ve zekâya dayalı modern modern bir ekonomi oluşturmayı, bilgi toplumun kurum ve kurallarını işlevsel ve etkin kılmayı gerektirmektedir.
Artık ülkelerin başarısı, bilim ve teknoloji alanında yerleşik bir kültürleri olup olmadığına, bilim ve teknoloji üretip üretmediklerine, bilgi ekonomisine geçişte başarılı olup olmadıklarına göre belirlenir hale gelmiştir. Bu koşul, ülkelerin insan kaynaklarını geliştirme, eğitimi bilgi toplumuna göre şekillendirme, fırsat eşitliğini sağlama, gelişmiş bir hukuk ve demokratik sistem kurma kapasiteleriyle bir bir ilişkilidir.
Çalışmalarını yakından takip ettiğim ve geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da düzenlenen genel kurul toplantısına katıldığım, Güney Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki 25 ülkeyi içine alan ve Türkiye’nin de dahil olduğu SAMENA Telekomünikasyon Konseyi, 2012 yılına ait Bilgi ve İletişim Teknolojileri Değerlendirme ve Sayısallaşma Çalışmasının (ICT Assesment and Digitization Study) sonuçlarını açıklanmıştı. Bu toplantıdan yansıyanları ve özellikle Bilişim’in ülkeler için ne denli yüksek bir katma değer sağladığını rakamlarla görmenizi istediğimden, notlarımı düzenleyerek sizlerle paylaşmak istedim.
Türkiye’de, toplam nüfusun %60’ı 35 yaşın altında iken, AB ülkelerinde bu oranın %41’de kaldığı görülmektedir. Türkiye’nin, kalifiye mühendis ve deneyimli müdür gibi iş gücü gruplarında diğer gelişmekte olan ülkelerle rekabet edebilecek bir konumda olduğu bilinmektedir. 2009 yılında 216.000 öğrenci mühendislik fakültelerine yerleşirken 35.000 kişi bu fakültelerden mezun olmuştur. Ancak OECD verilerine bakıldığında Türkiye’de “Bilişim Teknolojileri Uzmanı” olarak nitelendirilen iş gücü toplam istihdam içerisinde %1,72’lik bir oranda kalmasına rağmen, bu oranın OECD ve AB ülkelerinde ortalama %3,24 olduğu gözükmektedir. Son dönemde artan kontenjan ve üniversite sayısı nedeniyle mühendislik fakültelerine kayıt olan öğrenci sayısının ciddi oranda arttığı ülkemizde, bu potansiyelin Bilişim Teknolojileri becerilerine sahip olarak mezun olması ve Bilişim sektörünün ihtiyacına göre yetiştirilmesi son derece önemlidir. Bu iş gücünün sektör için hem pazar yaratması, hem de sektörün büyümesini destekleyecek istihdamı sağlaması sektör oyuncularının beklentileri arasında yer almaktadır.
Konsey, SMART SAMENA adı verilen plan dahilinde bölgeye 2020 yılına kadar bilgi teknolojileri alanında yapılacak 235 milyar dolarlık yatırımın ekonomiye 1,25 trilyon dolar katkıda bulunacağını öngörüyor.
Güney Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi, kısaca SAMENA olarak isimlendiriliyor. Bölgede aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 25 ülke var. Yaklaşık 800 milyonluk nüfusuyla küresel gelirin yüzde 7’sinden sorumlu. Dünya petrol rezervlerinin yüzde 60’ını, doğalgaz rezervlerinin yüzde 40’ını elinde tutuyor. Bölgedeki ülkelerin ekonomisindeki hızlı gelişim özellikle dikkat çekici.

Günümüz koşullarında inovasyon rekabetin en önemli öğelerinden biri haline geldi. Bir ülkenin küreselleşmedeki hızlı değişime ayak uydurabilmesi sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve bunun gerçekleştirilebilmesi için ise rekabet edebilirlik önem kazanıyor. Rekabet edebilirlik de günümüz koşullarında Ar-Ge ve inovasyondaki gelişime bağımlı.




